“Karanlık Orta Çağ” Kimin Orta çağı ?
Mahmut BALCI
Ülkemizde remi ideoloji yanlıları ve batıcılar laikler, milletin kendi değerlerine dönme, inançlarına göre yaşama istekleri karşısında hemen irticadan, “karanlık orta çağ”dan “orta çağ karanlığına dönmekten” bahsederler.
Baş örtüleri ile okumak isteyen kızların okumaları önündeki engelleri kaldırma çabalarını, Meclisin anayasayı değiştirme çalışmalarını bile bu çevreler, başta CHP olmak üzere üniversite rektörleri, yargı bürokrasisinin tepelerinde oturan zevat hemen harekete geçerek “orta çağ karanlığı” “orta çağ karanlığına dönme” edebiyatı yapmaya başladılar.
Peki Nedir bu “orta çağ”, bu “ karanlık orta çağ” Kimin orta çağı?
Orta Çağ, Avrupa tarihinin geleneksel ve şematik olarak üç çağa ayrılışında, ortada kalan
çağa verilen isimdir. Bu üç çağ:
-
Antik klasik uygarlıkları (Antik Çağ),
-
Orta Çağ
-
Modern Zamanlar' dır.
Batı tarihinde Ortaçağ; 476’da Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden kuzey Avrupa’da Rönesans’ın başlangıcı olarak kabul edilen 1500’lere kadar oldukça uzun bir dönemi kapsar. Bu döneme “Ortaçağ” adı, daha sonraki dönemlerde, yani Rönesans ve daha sonra Aydınlanma döneminde yaşayan batılılarca uygun görülmüştür.
Ayrıca bu isimlendirme ve tanım Avrupalılar için ve Avrupa’daki koşulları tanımlamak için Avrupalılar tarafından yapılmıştır
Kelime anlamı ‘iki dönem arasında kalmış çağ’ olan ortaçağ , Antikçağ’ın sonunda başlayıp Rönesans’ la sona eren, Avrupa’nın üzerine serilmiş ‘bin yıllık karanlık’ olarak anlatılır.
Batı tarihi içinde Ortaçağ denilince bağnaz, geri kafalı, cahil ve görgüsüz gibi sıfatları taşıyan insan ve/ya toplum tipi şekilleniyor kafalarda. Ve ortaçağ otomatik olarak kirli bir maziyi hatırlatıyor. Böyle bir tasavvur bir Batılı için son derece doğrudur.
Bu çağda batıda kilisenin doğmalarına aykırı düşen fikir ve bilim adamları aforoz edilmiş, öldürülmüş ve yakılmışlardır. Kilise ve papazlar tarafından cahil halka cennetten arsa satılmıştır. Bu ve buna benzer pek çok uygulama tahrif olmuş bir kitaba dahi sadık kalmayan batı’nın içler acısı bir durumunu gözler önüne sermektedir.
Batının Ortaçağ’ında, din ve kilisenin ağırlığı, baskısı her alanda yoğun bir şekilde hissedildi.
Şunu hemen ifade edelim ki; Müslümanların karanlık bir orta çağları yoktur.
Müslümanlar, batılıların karanlıkta yaşadıkları tarihin bu döneminde Kuran’dan aldıkları ilhamla cahiliyetin karanlığından kurtulup İslam’ın aydınlığına kavuşmuşlardır.
Çünkü Müslümanların mensup oldukları İslam “İlim öğrenmek kadın erkek her Müslüman’a farzdır” “Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz” diyen bir din.
İnandıkları Kuran; “Düşünmez misiniz” “akletmez misiniz“ Yerlerin ve göklerin yaradılışında düşünen ve aklını kullananlar için ibretler vardır.” Buyurarak Müslümanları düşünmeye, araştırmaya sevk eden bir kitap.
Müslüman olan halklar İslam sayesinde şahsiyet bulmuş gerilikten baskıdan, kölelikten, kullara kulluktan kurtulup tek Allaha kulluğa yükselmiş başkaların boyunduruğundan kurtulup efendi olmuşlardır. İslam sayesinde ve İslam’dan aldıkları güçle her alanda üstün başarılar göstermişlerdir.
Müslümanlar; Kuran’ın okumaya, öğrenmeye düşünmeye verdiği önem sayesinde; ilim, fikir ve sanat adamaları yetiştirmiş ve bilim, felsefe, fikir, sanat ve teknik alanlarında büyük başarılar elde etmişlerdir. Büyük medeniyetler kurmuş ve insanlığa ışık tutmuşlardır.
Peki içimizdeki sözde aydınların ve batıcıların bu orta çağ karanlığı edebiyatının sebebi nedir.?
Bunun sebebi; bu sözde aydınların kendi tarihinden kendi medeniyetinden habersiz olmaları ve bu konudaki cehaletleridir.Çünkü bu insanlar kendi medeniyetlerinden kültürlerinden, değerlerinden bilinçli bir şekilde uzak tutulmuşlardır.Yapılan harf inkılabı ve bin yıllık medeniyetimizin yazısının yasaklanması ile insanımız kendi medeniyetimiz konusunda cahil bırakmıştır. Bu insanlara sadece batı, batı medeniyeti hedef gösterilmiştir. Artık batı değerleri ile yetişen bu sözde aydınlar medeniyeti sadece batı medeniyetinden, tarihi sadece batı tarihinden ibaret zannetmişlerdir. Batının “karanlık orta çağını” kendi çağı sanmışlardır. “Karanlık orta çağ” edebiyatının sebebi budur.
Batıcı, laik kesimlerin “orta çağa dönmeyelim” sözlerine, tezine yeniden baklalım.
Dönmeyelim tamam da, hangi Ortaçağ'a dönmeyelim?
Batının karanlık orta çağına mı yoksa İslam’ın aydınlık çağına mı dönmeyelim ?
Konuyu Cemil Meriç’in muhteşem tespiti ile bitirelim.
“ Murdar bir halden şanlı bir maziye dönmek gericilikse, her namuslu insan gericidir”
